Hikaye, DikenLi yoL

Okunma

1118

DikenLi yoL

 

“bu hikâyedekilerin hepsi hayal ürünüdür.”

DİKENLİ YOL

Serin bir sonbahar mevsimiydi, havada tatlı bir esinti, uçuşan yapraklar adeta kendine özgü danslarını yapıyorlar, gökyüzündeki bulutlar onlara tebessüm ediyordu. Hayvanlar yeni kış uykusuna yatmıştı. Bu güzelim manzaradan kendilerini alı koyamamışlardı. Ağaçlar yaz giysilerini çıkarıyor yapraklarını döküyordu. Yabani kuşlar başka ülkelere göç ediyordu. Okullar yeni açılmıştı. Öğrenciler heyecanla okullarına gidiyor, annelerini bırakmak istemiyorlardı.


Terk edilmiş yıkık bir harabe bu güzelliği bozuyor, canım güzel manzaranın yanında kükreyen bir canavarı andırıyordu.
Ürkütücü bir gizemliliği vardı. Herkes oraya gitmekten korkardı. Herkes o harabenin daha yıkılmadığına şaşardı. Kimse o harabede ne dolaplar çevrilir anlamazdı. Hani derler ya çeken bilir işte bu harabede neler olur ancak içindekiler bilir. Harabe tamamen yıkılmış, etrafını sarmaşıklar sarmıştı.




O evde Saffet, Ali ve Zarife adında eşkıya, düzenbaz, sahtekâr insanlar vardı. Bu insanlar resmen insan kaçakçılığı yapardı. Saffet ve Ali sokakta mendil satarak tanışmışlar ve bu iğrenç işe bulaşmışlar. Zarife ile de ıssız bir ormanda karşılaşmışlar ve 15 senedir bütün kirli işlerine alet etmişler. Onlar hayatlarından hep nefret etmişler ve kirli işler yapmışlar 1 defa olsun polise yakalanmamışlar. O yüzdende kimse onları tanımazmış. Gözü dönmüş bu insanlara hayvan demek daha iyi olur. Ama bu kelime hayvanlara hakaret olur.

İşte bu düzenbaz insanlar çocukları kaçırır, onları kapkaççılık, hırsızlık, gaspçılık gibi şeylere zorlardı. Kabul etmeyenlerin canına kıyar, ölü cesedini ise çöplüğe atardı.
Çocuklar onlardan çok korkardı




Günlerden bir gün galiba küçük bir çocuk ağlıyor:

“Simit istiyorum!”
“ Oğlum simitçi çok uzak. “


Çocuk ağlarken, eli yüzü düzgün yakışıklı bir adam ortaya çıkıyor. Adam:
İsterseniz ben sizi ve çocuğu arabama bindireyim hemen simit alırız dedi.

Kadın çocuğun ağlamasına dayanamayarak peki dedi adam çocuğu alıp arabaya bindirdi. Kadın tam arabaya binerken gaza bastı ve çocuğu kaçırdı. Kadın feryat ediyor ama duyan yok, nafile malum kalabalık.
Adam çocuğu kaçırıyor arkasında gözü yaşlı bir anne. Kadın buna dayanamayıp daha fazla bağırdı. Onu bir adam duydu. Bu gözü yaşlı kadın onun dikkatini çekti Hemen yanına gitti. Kadının derdini sordu kadın olan biteni kekeleyerek ve hıçkırarak anlattı. Adam olanları anlaması pek uzun sürmedi. Hemen kadını alıp polise gitti. Kadın çocuğunu kurtarmak ümidiyle olanları polise bir çırpıda anlattı. Polis zanlının robot resmini çıkardı ama bu adam suçlular sicilinde yoktu. Tabi ki bu adam Saffet’ten başkası değildi. O kurnaz tilki kimse onu tanıyamaz tabi ki de o harabedekiler harici. Zaten ona bu sinsiliğinden dolayı tilki demişler.


Neyse biz tilki Saffet’e geçelim. Saffet çocuğu alır almaz hemen yolunu harabeye çevirdi. Çocuksa olup biteni anlamamış ortalığa öylece bakıyordu. Çok geçmeden çocuk:
- ‘amca simitçiye ne kadar var’
- ‘ne simidi be akılsız sus lan ’
Çocuk yeni kaçırıldığını anlayınca anne diye ağladı.

Harabeye yeni varmışlardı. Adamı yani tilki Saffeti karşılayanlar oldu. Bunlar Zarife ve Ali den başkası değildi. Hepsinde sinsice bir tebessüm vardı. Çocuğun üzerini yırttılar dilenciliğe zorladılar. Çocuk bir gün para getirmedi iki gün getirmedi üçüncü gün Saffet ve diğerleri dayanamadı testere Ali çocuğun kolunu kesmek istedi. Çocuğu yakaladı testereyi alıp koluna hızlıca geçirdi. A çocuk ortada yok aradan sıvışmış. Hemen çocuğu aramaya koyulmuşlar ama bulamamışlar. Çocuk diğer adıyla murat bütün gücüyle koşmaya başladı koştu, koştu en sonunda yakın bir karakola girdi. Murat değişmişti kimse onun kadının yani Münevver hanımın çocuğu olduğunu anlamamıştı. Çocuk olanları anlattı ne yazık ki adres yetersizdi. O yüzden o harabeyi bulamamışlardı. Çocuğu yetiştirme yurduna koydular. Murat ne yazık ki bu olanlar onun küçük kalbine dayanamadı dilsizleşti hiç konuşamaz oldu. Hep dışlandı. O canavar çocuk yerine dilsiz içine kapanık oldu. Hani çocuklar hep mutludur her şeye güler ya işte onlar Murat’ta hiç ama hiç yok.


Münevver hanım her gün Murat’ımı bulacaklar diye sevinçle kalkıyor ama Muratsız hüzünle yatağında acı içinde kıvranıyor. Bu acı onun genç yüzünü erkenden çürütüyor, yüzünde çukurlar, saçında beyazlar oluyor. Eski bakımlı hoş kadın münevver yerine bakımsız ve çökük bir kadın oluyor. Ne kadar acılı bir an oğlunun simit istediği için o arabaya bindirmesi. Aman Allah’ım bütün olanlardan onun suçunun olduğunu zannediyor ve daha da üzülüyor. Aklına kötü şeyler geliyor.


“ Ya oğlum organ mafyası tarafından öldürüldüyse. Ya başına kötü bir şey geldiyse “

İşte bu düşünceler onun aklını kurcalıyor, kendisini çürütüyor, her gün daha da kötü olmasını sağlıyor.

Murat ise daha kötü… Bir gün murat mutsuz otururken Ayça onun bu durumundan rahatsız oldu diğerleri de. Akılları Murat ‘ı mutlu edecek bir plan geliştirdiler. Ayça, Ali hemen Murat’ı ayağa kaldırdılar. Murat ne olduğundan habersiz üzgün, üzgün duruyordu. Hemen bütün çocuklar onun etrafın da daire olup fır döndüler. Murat etrafı birden bulanık görmeye başladı. Murat bayıldı onun bu halini gören çocuklar hemen müdüre söyledi. Murat cık hemen hastaneye kaldırıldı. Doktor sorunu anladı.

Müdür: “nesi var doktor bey”
Doktor: “yok bir şeyi başı dönmüş”
Müdür: “sağ olun”
Doktor : “ ne demek vazifem”

Murat’ın sorunu böyle olsa iyi aynı baş dönmesi birkaç kez daha tekrarlandı. Doktora gitti.
Doktor onu muayene etti.

Müdür: “ bir şey yok değimli doktor bey “
Doktor: “maalesef efendim”
Müdür: “ne demek maalesef”
Doktor: “şey efendim”
Müdür : “geveleme ne diyorsan de”
Doktor: “maalesef beynin de bir ur var”
Müdür : “ne kadar”
Doktor: “bir boncuk tanesi kadar. Ameliyat olması gerek”.
Neyse sizi fazla sıkmayım Murat ameliyata girdi.

Münevver hanıma bir telefon geldi. Telefondaki polisti tilki saffetin yakalanmış olduğu söylendi. Münevver hanım heyecanlandı. Aman Allah’ım Murat’ı kurtulmuştu. Onu bulmuşlardı. Onu görebilmek umuduyla sevinçle yerinden doğruldu. Acaba Murat cık bulunmuş muydu? Hemen heyecanla yola çıktı. Karakolun kapısına geldi. Kapı açılacak ve Murat’ı görecekti. Kapıyı yavaşça araladı. Daha çok açtı. Sevinçle:

“murat’ım muradım benim!” dedi ama Murat piyasada yoktu. Gözleri karardı ve olduğu yere çöktü. Murat yoktu ya ölmüşse. İşte bu düşünce onu kemirip yiyordu.








Murat’ın ameliyatı zor da olsa bitti. Beyninde ur mur kalmamıştı. Yuvaya yani yetimhaneye döndü. Baktı ki bir kadın gelmiş Murat’ın yüzüne baktı ve sarıldı.

“canım ne tatlı şeysin sen”
Murat’ın ağzından “anne” kelimesi döküldü. Evet konuşamayan Murat yıllar sonra konuşmuştu. Kadın onun dilsiz olduğunu biliyordu. Müdür daha önce söylemişti. Bu kadın zengin ölen işadamı Fethi beyin hanımı Nesrin hanımdan başkası değildi. Yani murat bilmese de herkes onu tanırdı, büyük küçük demeden… Nesrin hanım hep yuvaya gidip Murat’ı görüyordu.

Nesrin hanım onu ziyaret etsin biz Münevver hanıma geçelim. Münevver hanım her gün acı içinde kıvranıyor, her gün başını taşlara vurup hıçkıra, hıçkıra ağlıyor ve o güne evet hayatına küstüğü ilk güne lanet ediyor, kendinden utanç duyuyordu. Sadece Murat’a o üzülmüyordu. Bütün mahalle, bütün sokak üzülüyordu. Malum Murat mahallenin, sokağın neşe kaynağıydı, genç yaşlı herkes onu çok severdi, onun için her şeyi yaparlardı. Genç yaşlı demeden herkes onun için yas tutuyor, hayattan tat alamıyorlardı. Murat herkesin yaşam umuduydu, herkesi mutlu eder sevincini onlarla paylaşır, hüzünlerine ortak olurdu Tabi Murat o zaman 10 yaşındaydı şimdi üzerimden 3 sene geçti.. Münevver hanım onu tanıyamazdı. Bir dakika Murat’ın belinde bir doğum lekesi vardı. Evet onun belinde bir doğum lekesi vardı. Ancak bundan tanıya bilirdi. Bir gün Murat’ın geleceğini umut ediyordu ama onun onu suçlu bulacağını ve görüşmek istemeyeceği aklına geldi, acı içinde hıçkırarak ağladı.




Murat ve Nesrin hanım anne oğul gibi oldular. Bir birlerini çok sevdiler. Nesrin hanım oğlu Ömer’i kaybetmişti, oda annesini, yani hemen, hemen annesini göremiyor ve onun gül kokusunu koklayamıyordu. Nesrin onun ikinci annesi olmuştu. Ona ana diyor bağrına basıyordu. Nesrin hanım doymadığı Ömer’inin yerine Murat’ını bağrına basıyordu. Murat eski yaşantısını özlemiyor değil. Evini çok özlemişti, anne Münevver hanımı, bakkalcı Salim amcayı, Şeker nineyi, akasya ablasını v.b. hepsini çok özlemişti. Nesrin hanım onun duygularını bastırıyordu. Nesrin hanım düşündü, taşındı, kaşındı en sonunda Murat’ı evlat edinmek istedi, ve işlemlere başlamak istedi. İlk olarak Murat’ı hafta sonları evine götürdü beraber vakit geçindiler. Murat eğer Nesrin hanımı anneliğe kabul ederse o Nesrin hanımın çocuğu olacaktı. Onu doya, doya koklayacak onu bağrına basacaktı. Murat’ a bu hafta sonu soruyu sorar:

Nesrin: “Murat’ım benim bir annen olsun ister misin”
Murat: ”münevver annem gibi isterim. A bide senin gibi Nesrin”
Nesrin: “şey yavrum ben senin cici yani annen olabilir miyim o mutluluğu yaşatır mısın bana?
Murat: “ ne demek nesrin teyze”
Nesrin: “ yavrum Murat’ım bana anne der misin şu yaşımda beni mutlu eder misin?
Murat ağlayarak: “anne, anneciğim benim canım annem”
Nesrin:yavrum murat’ım niye ağlıyorsun, beni sevmiyor musun?söyle yavrum
Murat yine ağlayarak: “yok anneciğim, duygulandım sadece kimse bana böyle sevmedi o kötü adamlardan sonra yani.
Birbirlerine sarıldılar.



Münevver hanım ise ağıt yakıyor:

“ oğlumu alıp gittiler, bilmem sonra ne ettiler. Oğlum nerde hiç iletmediler. Oy kınalı kekliğim bilmem sana nettiler.oğlum! oy yaralı ceylanım yere bakan yürek yakanım şimdi burada olmayanım yavrum! Murat’ım muradı olmayanım. Muratsız yavrum! Keşke yanımda olsan elini tutup okşasam. Keşke o arabaya binmez olaydım yavrumu kırmayım kalbini yakmayıp koşarak simit olsaydım. Yavrum şimdi nerdesin nerenin içindesin.

Mahalleliler onu susturmaya çalıştılar:

“ sus Münevver hanım bu ağıtlar onu geri getirmez”

“ yavrumu koynuma alamadım dışarıda koşturamadım. Oy kekliğim ceylanım benim bahtsız yavrucağım. O pislik adama güvenmez olaydım koşarak simit alaydım. Yavrum benim. Siz onu getirmez diyorsunuz, sonrada üzülüyorsunuz, siz benim derdim ney bilmiyorsunuz benim yavrumu kurt kaptı üzerini kana buladı yavrum biliyorum o ölmedi içimizden hiç gitmedi. Yavrum muradım.yakışıklı esmer yavrucağım.kara gözlüm sürmeli kekliğim benim yavrum. Kimse benim derdimi anlamaz sonrada hiç susmaz. Benim yavrumu kurt kaptı.”








Murat ile Nesrin hanım neşeyle yaşadılar ama ne yazık ki 1 sene sonra öldü. Nesrin hanımın bütün serveti varyemez Yusuf’a kalmıştı ama varyemez Yusuf İngiltere de olduğu için bütün servet Murat’a kalmıştı. Murat rahat yaşıyordu. O hatır bilir, iyi yürekli, akıllı murat yerine, acımasız, nankör, hıyar bir çocuk oluyordu. Servet insanı değiştirir derler ya işte Murat daha beter oluyordu.Ama bu rahatlığı fazla üzün sürmedi, Nesrin hanımın hayırsız yeğeni varyemez Yusuf ortaya çıktı. Varyemez Yusuf bu işte paranın kokusunu almıştı, Yusuf parayı bırakır mı? Yusuf serveti almak için çalışmalara başladı.

Biz varyemez Yusuf’u biz bir kenara atalım Münevver hanıma geçelim. Münevver hanım yine ağıt yakıyor bu ana yüreği ne yapsın kadın:


“ yüreğimin ay parçası kalbimin sevdalısı.güzelliğine doyamadım ben seyrine bakamadım ben gözleri sürmelim kara gözlüm hayatımın baharı ben sensiz ne yaparım kafamı taşa vururum her gün hıçkıra, hıçkıra ağlarım, ağıtlar yakarım, sen gelmeyince her gün yas tutarım, neredesin hangi gurbettesin,seni görebilsem içime gömebilsem canım, kaşı gözü karam, şekerparem, tatlı kekim,yavrum.”

Annesini haline bakın  yavrusununkine  ne kadar nankör bir evlat, anası onun için ne hallere düşüyor.neyse ben içimdekileri söylemeyim kitapta yazacak yer kalmaz.





Varyemez Yusuf elinden gelen her şeyi yaptı bütün servetlere kondu. Vah üzüldüm desem yalan olur ama Yusuf Murat’a tepiği koydu kapı dışarı etti.

Murat sokaklarda yaşıyor, onun bu durumu çok tüyler ürpertici. Ya başına bir şey gelirse ya ölürse. Aklına bir fikir geldi. Belki iyi yürekli biridir izin verir diye aklından geçirdi. Hemen yalıya gitti, Yusuf ‘a:

“ne olur beni evine koy ne olur”
Yusuf: “niye lan koyuyum seni evime”
Murat : “ne istersen yaparım”
Yusuf : “merak etme isteyeceğim ”şeytani bir kahkaha atar

Yusuf çok sinsidir. O varyemez aklında neler yatar para harcamayı sevmez. Enayi bulmuşken harcayamaz. Zaten para harcamamak için İngiltere ye gitti. Adı Yusuf keskindir ama cimri olduğu için ona varyemez derler. Yine ailesine bakmamak için İngiltere ye gitmişti paranı kokusunu duyunca da Ankara ya geldi. Herkes paralarını mezara götüreceğini söyler. varyemez böyle biridir. Ama insanlığı Murat’tan iyidir, yani annesini unutacak kadar değil. hayırsız olsa da o annesini ayda 1 kez görür muratsa onu aramaya bile gerek görmüyor. Annesini bir kere bile düşünmüyor…






Yusuf: ”bana bak seni evime koyacağım”
Murat: “sağ olun çok teşekkür ederim yani…”
Yusuf: “sus lafımı kesme bir isteğim olacak senden     “
Murat: “her ne olursa”
Yusuf: “gerçekten mi” dedi sinsi, sinsi sırıtarak
Murat: “evet”
Yusuf: “bana bak bu evin tuvaletlerini, banyolarını, mutfaklarını sen temizleyeceksin, bunun için ücret almayacaksın ve çatı katında yatacaksın kabul ettin mi  ?” dedi sinsi, sinsi sırıtarak

Murat ne yapsın yavrucak kabul etti dışarıda kalsaydı daha mı iyi olacaktı.
Yusuf’un keyfine diyecek yoktu ne güzel bir keklik tuzağa düşmüştü yararlanmak lazımdı.teyzesi onu Yusuf tan daha fazla sevildiğini duymuştu.”nasıl olur o aptalı benden fazla sevebilir olmaz böyle bir şey” aklından geçiriyor ve gözünü daha da hırs bürüyordu. Hatta Murat’ı öldürmek geliyordu. Bir de Murat yakışıklı genç delikanlıydı.

Yusuf Sinem diye bir kızla tanıştı onla arkadaş oldu. Kız onu sırlarını tutan bir dost görüyordu, Yusuf ise farklı… Yusuf Sinem’i eve davet etti konuşmak istedi. Murat’ın iyi yemek yapmasını emretti.
Murat ne yapsın “tamam” dedi. Sinem eve geldi. Kapıyı çaldı, kapıyı açan Yusuf sevinçle “hoş geldin” dedi. Sinem yanıt vermedi, içeri girdi. Yusuf ve Sinem uzun süre bakıştılar sonra içeri yemek yemeye gittiler.yemek mükemmel idi, sinem yemeğin mükemmel olduğunu sıkça belirtti fakat sofrada tuz eksik olduğunu ve tuz istediğini belirtti.



Yusuf: “ hizmetçi çabuk tuz getir beceriksiz seni”
Murat tuzu getirdi, tuzu sofraya koyarken Sinem ve Murat uzun, uzun bakıştılar, Yusuf olaydan rahatsız oldu Murat kendisinden yakışıklı olduğu için Sinemi ondan kıskandı, sinirli bir tavırla:

“çabuk git ve işini yap beceriksiz”
Yemeği zor da olsa yediler.

Ertesi gün Yusuf eve sinirle geldi Murat’ı azarladı, bağırdı. Ne olduğu anlaşıldı. Meğer Sinem Yusuf la arkadaşça bir tavırla Murat’a aşık olduğunu söylemiş ve onunla çıkmak istemiş. Bizim ki de küplere bindi tabi ki de.

Acayip sinirlendi nasıl olur sinem ona değil de bir hizmetçi parçasına aşık olabilir kendisine olması lazımdı ona değil. Bunu düşününce tekrar, tekrar küplere bindi. Ona bunu ödetmeliydi, ondan intikamını almalı rezil etmeliydi.

Murat’ın cebine gizlice incisini evet en değerli incisini koydu. Hiçbir şey olmamış gibi kasasını açtı ve bağırarak “incim, incim çalındı.” Hemen eve polis geldi, polis her yeri aradı. Tabi ki de murat’ı da aradılar. A inci Murat’tan çıktı.

Yusuf içinden gülerek:
“nankör seni evime koydum seni adam gördüm. Şimdi senin yaptığına bak, sen nankörsün. Şikayetçiyim memur bey tutuklayın”

Murat: “ durun ben bir şey yapmadım yemin ediyorum, valla.



Murat’ı tutukladılar Murat o temiz çocuk yani nankör ve acımasız ama hırsızlık yapmayan çocuk şimdi bir inci çaldığı idea ediyorlar. Ne kadar utanç verici bir duygu boş yere hırsızlıkla suçlanıyordu. Sinem onu ziyaret etmek istiyor ama varyemez Yusuf ona engel oluyor hırsız olduğunu yineliyordu. Bu Murat’ı daha da üzüyordu.


O çökük kadın Münevver Hanım her gün hapishaneye gidiyordu. Murat’ı gördü kendi çocuğu olduğunu ne yazık ki bilmedi. Onun durumunu öğrendi Münevver hanım avukattı murat yani Osman olarak bildiği delikanlıyı kurtardı. Evet Osman Nesrin hanım onun geçmişini biliyordu annesi onu tanır diye kimliğini değiştirdi. Münevver hanım o delikanlının adının Murat olduğunu öğrenseydi, Murat’ım diye bağırıp onu bağrına basacaktı. Murat ise annesini tanımamıştı o her gün ızdırap içinde gördüğü annesi, 10 sene önce gördüğü annesine benzemiyordu çünkü Münevver hanım Murat kaybolduğu için daha da üzülüp çöküyordu. Zavallı münevver.. Osman hapishaneden çıktı.












Çok sinirliydi bir hakarete uğramıştı. Bunu ona ödetmeliydi. Heyecanla akşamı bekledi, sinsice yalıya girdi tabi ki de bütün anahtarların onda yedeği vardı. Kapıyı yavaşça araladı, aynı gelincik gibi girdi. Üst kata çıktı.yavaşça kapıyı açtı, a elinde bıçak vardı bıçağı alıp Yusuf’un bacağına sapladı ama yaralamıştı şu sözleri tekrarladı:
“ sen benim canımı yaktın ben senin kini yakacağım hain herif seni”
Yusuf acı içinde kıvranıyordu bağırıyordu, kimse duyamazdı onu çünkü; Nesrin hanım kendisinin ve yavrusunun rahatsız edilmesini istemiyordu o yüzden ıssız bir yerde yalı aldılar.

Murat hızlıca kaçtı, koştu, koştu ıssız bir sokağa girdi. O geceyi sokakta geçirdi. Sabah gözü açtı baktı ki a bide ne görsün sinsi saffet ve testere ali çok korktu onlar onun peşini hiç bırakmadı. Aradan sinsice sıvıştı ama bu iş kolay bitmedi tilki saffetin bir planı vardı.
Bu iş için bir numara bir adam buldular. Yalaka Fehmi planlarını kurdular.planlarında o Murat’ı pisliğe sokacaktı.

Yalaka Fehmi: “yakışıklı, karizmatik ağabeyim bonkör adam
Tilki Safer: “ne istiyorsun söyle lan”
Yalaka Fehmi: “ ağabey bu iş para ister hem de bol”
Tilki Saffet: “tamam iş bitsin veririm”
Yalaka Fehmi: “ ağabey şimdi bana 1 milyar avans versen yakışıklım benim büyüksün ağabey
Tilki Saffet: “çakal işi biliyorsun sen tamam lan”
Yalaka Fehmi sinsice tebessüm etti 




Murat bir sokakta sokak ta yatıyordu. Şişko çirkin bir adam yanına geldi : “hey ahpap ne yapıyorsun gel benim eve geçelim dedi”

Bu tabi ki de Yalaka Fehmi idi. Yalaka Fehmi yalakalıkla uğraşırdı. Hayatı düzenbazlık ve yalancılık üzerine kuruluydu. İşi gücü yalakalık ve yalancılıktı.

Fehmi onu evine götürdü. İçerde sadece o yoktu yanında zehirlediği insanlar vardı ama Murat’ın haberi yoktu. Murat artık o evde kalıyordu. Yalaka Fehmi gizlice Murat’ı bağladı iğneyi onun koluna geçirdi. Murat kalktı:

“ne yaptın bana şişko serseri”
Yalaka Fehmi: ”ne lan seni uyuşturucu bağımlısı yaptım”
Murat: “nolur bana onu ver”
Fehmi: “hayır benim için bir şey yapacaksın”
Murat : “ne o yaparım söyle”
Fehmi pis, pis sırıtarak: “seni birine götüreceğim bakalım tanıyacak mısın canım!”
Murat : “sen çok adisin şişko herif sen”
“ kes lan zırvalama elime düştün biraz sonra komaya gireceksin ve istediğimi yapacaksın benden güçlü olsan bile”

Birden bire Murat’a bir şey olur elden ayaktan düşer ve adi Yalaka Fehmi’nin dediğini yapmak zorunda kalır adi Fehmi ise sevincinden havalara uçar para alacak evet bu iş ucuz bir işti ama Fehmi o Fehmi ne yapar eder 20 milyar doları kapardı.




Murat’a uyuşturucu verdi ve tilki saffete karşı yol aldı, harabeye varmışlardı.murat annesinin değerini anlamıştı galiba zaten 4 gündür annesinin halini görüyor, içini kahrediyordu.harabeye gittiler baktı tilki saffet:

“ayağıma düştün”
Murat çok akıllı idi:
“bir dozla bağımlılık olmaz bir doz daha gereklidir seni aşağılık adi adam”
Saffet sinirlendi iğneyi koluna geçirirken polis orayı bastı hepsini arabaya soktu Murat tam arabaya binmişken üstü yırtılmaz mı, bu murattı murat’ın olduğunu anlayan polis hemen Münevver hanımı aradılar. Münevver hanımı aradılar münevver hanım olayı duyunca sevinçle haykırdı. Muradını gördü, ona sarıldı:

“sürmeli kekliğim, seni buldum koynuma soktum, sensiz ben ne ettim yaşamaz oldum sen hangi delikteydin… “ maalesef bu heyecanın büyük şokuyla münevver hanım kalp krizi geçirdi, Murat ise bunlara dayanamayıp öldü.



Yorumlar

REKLAM ALANI

Rastgele Konuler
Son Eklenenler
 

Rast Gele Etiketler KADIN NASIL TAVLANIR?--- komik osurma--- GERCEK DOST--- dünyanın en büyük piton yılanı--- AsLi Gungor && Ferhat Gocer--- ESLERDE CINSEL UYUMSUZLUK--- ERKEGIN HAYATI NASIL KARARIR--- FANTEZI KURUYORUM YOKSA SAPKIN MIYIM ? --- ANNE KIZ HIKAYESI--- DJ KABUS FEAT NORM - EKSIK ETEK (EX ASKIMA)--- Siir, Yolun Sonu--- DENGESIZ SEVDALARIN DENGESIZ ADAMI--- Tülay Karakaş - Ayağında Kundura 2010 --- Vazgeç Kalbim (Deha)--- Ayşen Birgör - Boşver 2010 [YENI KLIP] HQ--- Resimli ŞiiR Sende..--- Ferdi Tayfur Bu Sehir--- Resimli ŞiiR Canım Yanıyor--- Mustafa Keçeli - Geri Gel--- Resimli ŞiiR Sevebilsem--- Anlamli Sözler,Sevgi Sözleri--- GALATASARAY MESAJLARI--- EZEL 20.BOLUM 9.KISIM 8 MART 2010--- EVLILIGIN MUTLU ÖYKUSU--- BIR DOSTA ASK--- Michael Jackson the closet--- Ferdi Tayfur - Kadinim--- BAYRAM MESAJLARI-2--- Resimli ŞiiR Bırak--- 11. Murat Boz & Soner Sarıkabadayı-İki medeni insan---

Copyright © 2009 - SohbetteFM.COM